Doğan Tıp Merkezi’miz tüm doktorlarıyla birlikte yeni adresinde hizmet vermektedir.

Yeni Adresimiz:
Ziya Gökalp Caddesi No: 6 K.Çekmece / İstanbul
(E-5 Üzeri Petrol Ofisi Arkası)

İletişim Telefonumuz: 444 0 911

×
 

Tıbbi Bölümler
 
  Kadın Hastalıkları ve Doğum
JINEKOLOJIK MUAYENEDE SIZI NELER BEKLER?

Kadinlar hayatlarinin belli dönemlerinde ya bir sikayetleri oldugu için, ya bir konu hakkinda bilgi almak için ya da yillik olagan muayenelerini yaptirmak için Kadin Hastaliklari ve Dogum Uzmani'na basvururlar.

Daha önce jinekolojik muayene geçirmis olanlar herhangi bir korku duymak için bir neden olmadigini bildiklerinden rahattirlar. Ancak ilk kez bir jinekoloji muayenesinden geçecek kadinlar hakli olarak korku ve merak duyabilirler. Bu korku yüzünden bir gece öncesinden uykusuz kalan ya da muayene olmayi sürekli erteleyen çok sayida kadin vardir. Bu yaziyi okuduktan sonra muayene esnasinda sizi neleri bekledigini ögrenecek ve daha az tedirginlik duyacaksiniz.

Jinekolojik muayenenin sizin sagliginizi korumak veya var olan bir sorununuza açiklik getirmek açisindan önemli bir olay oldugu bilinciyle doktorla konusur ve akliniza takilan sorularin hepsini rahatça sorarsaniz jinekolojik muayeneden üst düzeyde fayda saglamis olursunuz.

Neden Jinekolojik Muayene?

Pek çok kadın için jinekolojik muayene, adeta hayatlarındaki korkuverici bir kabustur. Bunun ise en önemli nedenleri daha önce yaşanmış kötü tecrübeler ile çevreden duyulan abartılı ve yanlış bilgiler sonucunda oluşmuş haksız ön yargılardır.

Unutulmamalıdır ki; zamanında ve rutin olarak yapılan muayeneler, bir çok hastalığın erken dönemlerde teşhisini sağlayarak sonradan ortaya çıkabilecek olumsuz durumları alınacak çok basit önlemlerle engelleyebilir.

Basit bir muayene ile örneğin rahim, rahim ağzı, yumurtalık ve vajen kanserleri çok erken safhalardayken yakalanabilir. Yine rahim ağzı (serviks) bölgesindeki gizli enfeksiyonlar - henüz bir yaraya sebebiyet vermeden- teşhis ve tedavi edilebilir.

Cinsel hayatı başlayan her kadının düzenli olarak, hiçbir şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez bir jinekoloğa gidip muayene olması, ultrason ve smear aldırması tavsiye edilmektedir.

NORMAL DOĞUM

Doğum nasıl gerçekleşir?

Ailelerin çocuk sahibi olmaya karar verdiği ilk andan itibaren yaşanan heyecanlar doğum günü yaklaştıkça artmaya başlar ve doğumun ilk işaretleri ile birlikte doruğa ulaşır.

Her şey sona erdikten sonra anne ve babanın dünyadaki en önemli eserleri olan bebek kucağa alındığında ise yaşanan bütün sıkıntılar, çekilen bütün ağrılar yerini tarifi imkansız bir huzur ve mutluluğa bırakır.

Normal doğum; 40. gebelik haftasını doldurmuş olan bir fetusun rahim dışına zarlar ve plasentası ile birlikte atılmasını ifade eder. İnsanda gebelik 280 gün sürmektedir ancak tüm gebeliklerin sadece % 5 kadarı beklenen günde sona erer. Gebe kadınların büyük bir kısmı ise beklenen doğum tarihinden yaklaşık 1 hafta kadar önce doğum eylemine girer.Anne adayının sancı olarak algıladığı düzenli rahim kasılmalarının ortaya çıkması ile başlayan süreye de "Eylem" veya "Travay" adı verilir. Bir gebeliğin normal yoldan sonlanabilmesi üç ana faktöre bağlıdır.
Bunlar; rahme bağlı, bebeğe bağlı ve annenin kemik çatısına bağlı faktörler olarak sınıflandırılabilir.
Bu üç faktör;

1-Güçler (rahim kasılmaları)
2-Yol (kemik yapı)
3-Yolcudur (bebek)

Doğumun olabilmesi için rahim açılabilmesi için düzenli aralıklarla kasılmalıdır ve bu kasılmaların karşısında rahim ağzının açılmasına engel bir durum olmamalıdır.

Rahim açıldıktan sonra devam eden kasılmalar bebeği rahim dışına itecektir. Bu itmenin sağlanması için bebek uygun pozisyonda olmalı ve yine önünde bir engel bulunmamalıdır. Normal doğumun gerçekleşebilmesi için son olarak, bebeğin geçeceği yol ile yolcu (bebek) arasında bir uyumsuzluk söz konusu olmamalıdır. Bebeğin normalden iri veya yolun normalden dar olması doğumun olağan gidişatını engelleyecektir.

Genelde doğumun yaklaştığının ilk belirtileri düzensiz kasılmalar ve halk arasında "nişan gelmesi" olarak anılan durumdur. Rahim ağzı tüm gebelik boyunca sümüksü bir tıkaçla kapalıdır. Bu tıkaç bebeği dış etkenlere karşı korur. Doğum eyleminin başlamasından hemen önce rahim ağzında hafif bir açılma olur ve bu tıkaç kanlı bir akıntı şeklinde vücut dışına atılır.

Yine doğumun erken belirtilerinden biri de düzensiz rahim kasılmalarıdır. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak algılar. Yalancı doğum sancıları ("Braxton Hicks kasılmaları") adı verilen bu kasılmalar dinlenmekle geçer ve genellikle şiddeti zamanla artmaz.

Suyun gelmesi doğumun bir diğer belirtisidir. Genelde zarlar açıldıktan sonra 24 saat içinde eylem kendiliğinden başlar. Bazen doğum eylemini suni sancı ile desteklemek gerekebilir.

Yalancı doğum sancıları düzensiz aralıklarla gidip gelen, süresi kısa (15-20 saniye) olan ve hafif ağrılar iken gerçek doğum sancıları ise daha düzenli aralıklarla gidip gelen, şiddeti gittikçe artan ve araları kısalan, 45-60 saniye kadar süren, rahimde açılma ve silinmeye neden olan ağrılardır. Özetlemek gerekirse;

Gerçek doğum sancıları:

Kasılmalar düzenli olarak tekrarlar ve kasılma araları sıklaşarak 2-4 dakikada bire düşer.Kasılmaların şiddeti gittikçe artar 45-60 saniye sürer.Rahim ağzında yumuşama ve açılmaya sebep olur.

Yalancı doğum sancıları:

Kasılmalar düzensiz aralıklarla olur, araları uzundur ve düzenli tekrarlama olmaz.
Kasılmaların şiddeti aynı kalır, gelip geçici ağrılardır.
Kasılmalar çoğu kez dinlenmekle geçer ve rahim ağzında açılmaya neden olmaz.

Doğum bazen sancılar hiç başlamadan amnion zarının yırtılması sonucunda amnion suyunun gelmesiyle de başlayabilir.

Amnion sıvısı rahim içindeki bebeğin beslenmesi yanında bebeği dış travmalardan ve enfeksiyonlardan koruyan önemli bir içeriktir. Amnion zarının yırtılması sonucu suyun gelmesi ile hem bebek hem de anne adayı enfeksiyonlara maruz kalabilecektir.

Genellikle suların gelmesinden sonra sancılar kendiliğinden başlar. Bu süreç uzamasına rağmen doğum eylemi başlamıyorsa, bebek ve annede enfeksiyon riski arttığından dolayı doğumun suni olarak indüksiyon (serumla suni sancı) ile başlatılması uygun olacaktır.

Doğumun üç temel evresi vardır:

I. Evre; rahim ağzında açılmaya neden olacak güçteki kasılmaların başlamasıyla rahim ağzının tam açılmasına (10 cm) kadar geçen süreçtir.
Bu evrede servikal açıklığın artması ile birlikte bebeğin başı da içeride bazı manevraları yaparak aşağıya inmektedir .

II. Evre; tam açık olan rahim ağzından durumundan bebeğin tamamen doğmasına kadar geçen süreci ifade eder.

III. Evre; bebeğin tamamen doğması ile plasenta ve eklerinin bütünü ile atılmasına kadar geçen süreçtir. Bu evre sonucunda doğum sonuçlanmış olur.

Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte doğumda plasentanın çıkmasından hemen sonra annede titreme nöbeti görülür. Bu ciddi bir durum değildir ve bir süre sonra kendiliğinden geçer.

Doğum hangi mekanizmayla gerçekleşir?
Doğumu başlatan faktörlerin ne olduğu, anne vücudunun bebeğin olgulaştığını anlamasını ve sancıları başlatarak doğumu gerçekleştiren etkenlerin hangileri olduğu günümüzde hala daha tam olarak anlaşılmış değildir. Bu konuda çok çeşitli teoriler olmasına rağmen doğum olayı hala daha gizemini korumaktadır.

Doğumu başlatan mekanizmanın ne olduğu tam olarak bilinmese de rahim kasılmalarının hangi mekanizma ve hormonlardan etkilendiği kısmen bilinmektedir.

Rahim kasılmaları beynin hipofiz bezinden salgılanan "oksitosin" isimli hormon tarafından sağlanır. Ayrıca yine vücutta "prostaglandin" adı verilen bazı maddelerin konsantrasyonundaki değişimler kasılmaları tetikleyebilir. Bu mekanizmaların bilinmesi bize rahim kasılmalarını başlatma ya da durdurma şansı tanır.

Doğum için ne zaman hastaneye başvurmak gereklidir?

Doğuma yukarıda ifade edildiği gibi ağrılar sıklaşıp şiddeti arttığı zaman gidilmelidir. Gerçek doğum sancıları başladığı zaman gebe bunu diğerlerinden farklı olduğunu algılayabilir.

Ağrıların başlamasıyla sümük gibi bir akıntının olması ("nişan") adeta doğumun habercisidir.

Bazen ise hiç doğum sancıları başlamadan amniyon suyu gelebilir. Suyun gelmesi hafif hafif ama sürekli şekilde olabileceği gibi birden bacakları ıslatır tarzda da olabilir. Bu durumda da acil olarak doktorunuzu arayınız.

Kanama gebelik süresince riskli bir durumdur. Her türlü kanama dikkatlice değerlendirilmelidir. Az veya çok kanamanın olması doğumun habercisi olmakla beraber gebelikle ilgili bir problemi de ifade edebilir. Bebeğin hareketlerinde azalma hissedilmesi durumunda da hastaneye başvurulmalıdır. Bu da bebeğin sıkıntıya girdiğinin işareti olabilir. Bu durumda genellikle NST çekilerek ve ultrason değerlendirmesi yapılarak karar verilir.

SEZARYAN

Sezaryen hastanın isteğine bağlı yapılabileceği gibi bazı tıbbi zorunluluklar karşısında da yapılabilir. Bu tıbbi zorunluluklar, anne veya bebeğe bağlı olabileceği gibi gebeliğin kendine has özel durumlarına da bağlı olabilir.

Yine yapılacak olan sezaryen ameliyatı, gebeliğin seyrine göre değişik gebelik haftalarında olabilir. Genel olarak amaç anne ve bebek açısından en uygun zamanı yakalamaktır.

Sezaryan nedir?

Sezaryan ile doğum Can'ın ve sonunun , Anne'nin karnından uterusu açarak çıkartılmasıdır. Can'ın ve Anne'nin sağlığını tehdit eden her durumda ya da vajinal yolla doğumun imkansız olduğu durumlarda sezaryan yapılır.Sezaryan ameliyatı dünyanın bildiği en eski ameliyatlardandır.

Menopoz Nedir ?

Menopoz, kelime anlamı olarak son adet kanamasına verilen isimdir. Ortalama 45-55 yaşları arasında , düzensiz adet kanamaları ile başlayan ve adetin tamamen kesilmesiyle sona eren kadın hayatındaki doğal bir dönemdir.Günümüzde gelişen tıp dünyasının insan hayatı üzerine olumlu etkileri ile kadın ömrü 80'li yaşlara yaklaşmaktadır. Dolayısıyla artan sayıdaki kadın günümüzde, yaşamının yaklaşık üçte birini postmenopoz (menopoz sonrası;adetsiz dönem)'da geçirmektedir.

AŞILAMA

(IUI) Intra Uterin İnseminasyon nedir?


Aşılama, yüksek sayıda spermin rahim içerisine verilmesidir. Amaç sperm hücrelerinin ovüle olan oosite mümkün olduğunca yakın yere verilmesi ile in vivo koşullarda spermin geçmesi gereken serviks bariyerinin aşılması ve in vitro koşullarda kapasitasyonunu kazanmış spermlerin döllenmeye yakın bölgede bulunmasını sağlamaktır. İşlem, uterusun fallop tüplerinin açıldığı bölümüne uygulanır.

Aşılama yöntemi ile oosite ulaşan hareketli sperm sayısı, in vivo koşullar ile karşılaştırıldığında %25 daha fazladır. Sperm hazırlama teknikleri ile dölleme kabiliyeti yüksek olan spermleri ayrıştırılır ve olası antikor reaksiyonları gibi yan etkilere engel olunabilir.

Kadınlarda Aşılama

   Koitusa engel olabilecek anatomik bozukluklar
   Vajinismus gibi psikolojik kökenli bozukluklar
   CC (Klomifen Sitrat) ye cevap veren ovülasyon bozukluklar
   Endoservikal glandlardaki post travmatik bozukluklar 
   Tubal fonksiyon bozuklukları
   Servikal anti sperm antikorları
   Minimal endometriosis
   Servikal faktörler
   Açıklanamayan infertilite

Aşılamanın İlk Aşaması

   Çift, infertilite konusunda uzman bir hekime başvurmalıdır.
   Hastalara aşılama teknikleri, riskleri ve başarı oranları detaylı olarak anlatılmalıdır.
   Konsültasyon gerçekçi ve yeterli olmalıdır.
   Gebelik oranlarının IVF, ICSI denemelerinden daha düşük olduğu ancak doğru hasta guruplarında başarı oranlarının uygulama başına %20, civarında olduğu anlatılmalıdır.
  
Aşılama İçin Gerekli Tetkikler


Kadın için

   Sistemik ve lokal fizik muayene
   Hormon profili [FSH, LH (Adetin 2-4. günü arasında), Prolaktin, TSH, Progesteron (Adetin 21.günü)]
   Tubal geçişin saptanması (HSG, laparaskopi)

Aşılama Uygulamalarında Ovülasyon İndüksiyonunun Rolü
 
   Fertilizasyona uygun olgun oosit sayısının arttırılması
   Foliküler ve Luteal faz gonadal steroidlerde satış sağlanması
   Gebelik oranlarının natürel siklus uygulamaları ile karşılaştırıldığında daha yüksek olması

Aşılama Zamanlama

Aşılama uygulamalarındaki zamanlama, başarıyı etkileyen en önemli faktördür. Uygulama yapılırken spermin kadın genital organlarındaki yaşan süresinin kısıtlı olduğu ve fallop tüplerine atılan oositlerin döllenme kapasitelerinin 12-16 saat olduğu unutulmamalıdır.
Özellikle oligozoospermik hastalarda zamanlama önem kazanır. Foliküller 18 ila 22mm büyüklüğüne eriştikten sonra verilecek hCG için LH piki göz önüne alınmalı ve inseminasyon hCG verildikten 34-36 saat sonrasında planlanmalıdır. Eğer hastaya ikili aşılama uygulaması yapılacaksa inseminasyonlar hCG uygulamasından sonraki 12-36 saatlerde uygulanmalıdır.


Aşılamada Başarı Oranları Nelerdir?
Başarıyı Neler Etkiler?

   Aşılama ile gebelik oranları uygulama başına %8,9 - %20 arasında değişir 6 kez uygulama yapılmış hatalarda kümülatif gebelik oranları %58'lere kadar ulaşabilir.
   HMG veya FSH kullanılan sikluslarda başarı oranları daha yüksektir.
   Özellikle servikal problemler, hafif endometriosis ve ovulatuar problemlerde başarılı sonuçlar alınır.
   Yapılan çalışmalarda gebe kalan hastaların %94'ünün ilk 4 denemede gebe kaldıkları dolayısı ile 4. denemeden sonra aşılama ile gebe kaldıkları dolayısı ile 4.denemeden sonra   aşılama ile gebe kalma şansının giderek azaldığının hastalara anlatılması gerekir.

Aşılama Komplikasyonları

   Uterin kontraksiyonlar sonucu şiddetli kasık ağrısı (%5)
   Lekeleme tarzı kanama (%1)
   Enfeksiyon (%0.18)

Over Stimülasyonunun Komplikasyonları

   Overian hiperstimülasyon sendromu (OHSS)
   Çoğul gebelik
   Ektopik gebelik
Doğan Tıp Merkezi Bir Doğan Sağlık Grubu Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır.
Designed By Ortismedia